Her anne olan yazarın sütü siyah akmayabilir. Bazı kadınlar yaratıcı sancılarını doğum sancılarının ritmine uydurup çılgınca dans etmekten keyif alabilir. Ya da karınlarında her geçen gün büyüyen bebeğin yükünü hafifletmek için kelimelerle oynamaktan başka bir yol bulamayabilirler. New Yorklu oyuncu Jenny Lumet 1995 yılında ilk senaryosunu yazmaya başladığında ilk çocuğuna hamileydi. Aylar sonra oğlu Jake sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi. Ama Lumet’in hamileliği süresince yazdığı senaryo bir yere gitmedi, çekmecenin derinliklerinde yerini aldı.
Çocuk beklemiyorsak da “Uzaklara Gidelim”
İyi bir yol arkadaşı: Cümleten İyi Yolculuklar
Bazı kitapların kaderinde yol arkadaşı olmak vardır. Bu kitapların, bizimle birlikte denizleri, dağları aştıkları da olur, her gün aynı duraklar arasında gidip gelmekte olan bizlere eşlik ettikleri de. Gideceğimiz mesafeye bakmadan yanımızda taşırız onları. Çünkü gün içinde ruhumuzu hafifleten bir kitabın, çantamızda yaptığı ağırlığın lafı olmaz.
Continue reading “İyi bir yol arkadaşı: Cümleten İyi Yolculuklar”
Kitabın ve Şehrin İçinde: Yeşil Peri Gecesi
Okurken ayakları sabırsızlananlara…
Sayıları az da olsa yürürken kitap okuyan okur-yayalar dolaşıyor şehrin sokaklarında. Bir önlerine, bir de kitaba bakıyorlar adımlarını atarken. Eğer sadece birine bakma şansları varsa genelde tercihlerini ellerindeki kitaptan yana kullanıyorlar. Kırk beş saniyelik kırmızı ışıklarda seviniyorlar. Dünya onları bir süreliğine rahat bırakmış oluyor, onlar da kitaplarına dalıp gitmenin keyfini çıkarıyorlar. Neyse ki karşıdan karşıya geçerken okumaya devam etmek konusunda ısrarcı olmuyorlar. Bu okur-yayaların, kitapları harita gibi kullandıklarından şüpheleniyorum. Adımlarını ellerindeki kitaplar belirliyor olmalı ve gidecekleri yöne karar vermek için ikide bir kitaba bakıyor olmalılar.
Continue reading “Kitabın ve Şehrin İçinde: Yeşil Peri Gecesi”
Yetmiş Beş Yaşında Olmanın Yazmaya Faydaları
İster sadece ev sakinleri için yazan odasına kapanmış bir yazar olun, isterse Nobel ödülü alarak yazı alanındaki başarısını tüm dünyaya kanıtlamış bir yazar, yazı hayatınızın bir aşamasında yazamamayla karşı karşıya kalacaksınız. Bir gün yazının başına oturduğunuzda aklınız boşlukta yüzüyormuş gibi gelecek, ne yazacağınızı bilemeyeceksiniz. Bir konuda yazmaya karar verseniz bile, bu kez doğru kelimeleri bulamayacak, cümleleri bir türlü toparlayamayacaksınız. Sonunda, dünya üzerinde yazabilecek son insan sizmişsiniz hissine kapılarak yazının başından kalkmak isteyeceksiniz.
Continue reading “Yetmiş Beş Yaşında Olmanın Yazmaya Faydaları”
Güldünya’ya mektup
Sevgili Güldünya,
Sen daha önce hiç mektup aldın mı? O kısa hayatına kaç mektup sığdırdın? Senin hayatın mektuplara sığar mı, Güldünya?
Dünyada şiddete maruz kalan tüm kadınlar, aslında aynı ülkede yaşar. Bu ülkenin sokaklarında, yara izlerini örtmek için makyaj yapmış kadınlar dolaşır. Sokakta karşılaşan her kadın, kendinden bilir o boyanın altında ne olduğunu. Bu maskeye sadece bu ülkenin çorak topraklarında yetişen erkekler kanar. Bu erkekler yaralar açar, yaraları kapatmak için yapılan makyaja tapar. Erkeklerin arasında, bir kadının yaraları tekrar tekrar böyle kanar.