Writing Is a Mess. Editing Is Housekeeping.

I’m convinced life always finds ways to humble us. Just as I was celebrating getting into the TorinoFilmLab NeXT – TV Series programme as a Story Editor Trainee last week, a producer gave us this very specific note on our own pilot: “This story needs serious, serious editing.” Oh, well… 🙂

Yes, sure, it stung. But it also gave me another purpose this week as I’ve been going through meetings at TorinoFilmLab. Suddenly, I wasn’t only thinking about how to help other writers understand where their stories stop working and how they might fix them. I was also wondering how I could bring the same thinking back to our own project. So, all week, I closely observed how my mentor approached the projects we’re working on, took notes on his feedback, and kept asking myself: How does this apply to our own story?

Continue reading “Writing Is a Mess. Editing Is Housekeeping.” →

18 Years to Get Made: Widow’s Bay

Now, I’m touched. This is the cover page of Widow’s Bay pilot script, signed by Katie Dippold and donated to the Writers Guild Foundation to become part of the WGF Library. Katie Dippold won the Emmy for Outstanding Writing for a Comedy Series for Widow’s Bay last week. And it turns out she actually wrote the first version of the pilot eighteen years ago!

Well, this is the kind of information that can give writers despair and hope at the same time. 🙂 But I think it’s best to take it as a glimpse into the nature of the development process. Which is why I find the words Dippold wrote on the script especially meaningful: “This was a passion project that took 18 years to get made. I’m relieved it didn’t happen a day sooner.”

The WGF Library also organizes Script Breakdown events with writers, and it would be fascinating to hear Katie Dippold dive into the pilot and talk more about the journey this story took from that first version to the one that finally made it to the screen.

The WGF Library’s next Script Breakdown is on September 29th, with Nia Vardalos discussing My Big Fat Greek Wedding. You can register here: https://www.wgfoundation.org/events/all/2026/9/14/wgf-library-script-breakdown-my-big-fat-greek-wedding-with-nia-vardalos

(Image: Writers Guild Foundation / Instagram)

256… and counting

I don’t usually think in numbers. My little brother is the one who studied statistics. But as I was going through the participant lists from our Script Club meetings, I realized we’ve had 256 unique participants since we started in December 2024.

To be honest, people came and went, and I never realized how many people had been part of it until now. I’m grateful to have had the chance to watch this creative community take shape in the most organic way.

256 and counting. Stay tuned. ❤️

Kingdom of Shadows. Again.

“their smiles are lifeless,” “as if these people have died and their shadows have been condemned to play cards in silence unto eternity.” “unnervingly silent.”

These are not reactions to a recent AI clip.

These words belong to a young Maxim Gorky, who saw the Lumière films at a Russian fair in 1896. Working as a journalist at the time, he sat down to write his impressions and began his article with: “Last night I was in the Kingdom of Shadows.”

Continue reading “Kingdom of Shadows. Again.” →

Thelma’s Toothpaste

Are you good at picking a gift for your loved ones? That skill might come unexpectedly in handy when you’re creating characters. But how?

In one of her interviews, Thelma & Louise screenwriter Callie Khouri mentioned that she once came across an interview with Geena Davis, where Davis said, “I bet Callie Khouri knows which toothpaste Thelma uses.”

Khouri later laughed and replied, “Yes, of course. Thelma uses the one with red, green, and blue stripes.”

Continue reading “Thelma’s Toothpaste” →

Let Your Ears Burn

Let’s be honest. Sharing this piece brings both shame and joy.

Joy, because I first wrote it back in 2015 and it found its way into a book by Danny Gregory; one of my favorite voices on creativity.
Shame, because it’s a raw confession of my lifelong battle with my inner critic. Even now, my ears still burn when I reread it.

Continue reading “Let Your Ears Burn” →

Dream Scenario

What if an ordinary man starts to appear in the dreams of millions of people? Such an interesting premise. It could have been a masterpiece like ‘Groundhog Day’ if only Kristoffer Borgli had handled the character’s transformation better and hadn’t rushed the ending. Still, it’s brilliant.

Continue reading “Dream Scenario” →

Senaryo Yazarının El Kitabı

Senaryo Yazarının El Kitabı‘nın Türkçesi nihayet çıkmış. (Çeviri: Mehmet Gürsel) Alfa Yayınları, Syd Field’ın Senaryo Yazımının Temelleri kitabından sonra bunu da basmış. Benim de bundan senarist Meriç Demiray’ın (@mericdemiray) Instagram’da yaptığı bir paylaşım sayesinde haberim oldu. Heyecanla sizinle paylaşmaya geldim. Bu kez çok faydasını gördüğüm bir kitaptan bahsedip “Ama henüz Türkçesi yok,” demek durumunda kalmayacağım için mutluyum. “Umarım önümüzdeki yıllarda bu alanda daha çok kitap Türkçeye kazandırılır,” diyor ve başlıyorum.

Syd Field, Amerika’da ilk kez 1970’lerin sonunda yayınlanan Senaryo Yazımının Temelleri ve onun peşi sıra gelen Senaryo Yazarının El Kitabı‘yla Amerikan film sektörünü derinden etkilemiş bir senaryo gurusu. Temel olarak yaptığı şey Aristo’nun Poetika’da sözünü ettiği üç perdeli dramatik yapının günümüzdeki hikaye anlatımında hâlâ geçerli olduğunu hatırlatmak. Field modern filmlerden verdiği örneklerle bu tezini destekliyor ve senaryo yazarlarına hikayelerini inşa edebilecekleri sağlam bir yapı modeli sunuyor.

Senaryo Yazımının Temelleri işin teorisini kavramak için iyi bir giriş kitabı. Ama benim için Senaryo Yazarının El Kitabı ayrı bir yere sahip. Çünkü işin teorisini ne kadar okursanız okuyun, derste ne kadar dinlerseniz dinleyin yazmak; öğrendiklerinizi kendi hikayenize uygulamak başka bir şey. Tüm o bilgiler eşliğinde masanın başına geçtiğinizde “İyi, güzel tamam da… Şimdi ne yapacağız peki?” diye kalıveriyorsunuz. İşte Field’ın söz konusu kitabı bu noktada devreye giriyor. Kitap, fikir aşamasından senaryonun son halini vermeye kadar yazım sürecinde sizi adım adım yönlendiriyor. Başlangıçta zihninizde gaz ve toz bulutu halinde bulunan hikayenizin yavaş yavaş şekilleniyor.

Ben Senaryo Yazarının El Kitabı‘yla San Francisco’da okuduğum dönemde tanıştım. Senaryoya giriş dersinde temel kitabımız buydu. Dönemin sonunda iyi kötü bir uzun metraj senaryo teslim edebildiysem tamamen bu kitabın sayesindedir. Senaryo yazım sürecine pratik bir yaklaşım getiren bu kitapla birlikte yazım sürecinin belli bir ölçüde kontrol edilebilir bir şey olduğunu, bir delilik olarak yaşanması gerekmediğini de daha iyi anladım.

Yıllar içinde hem birlikte çalıştığım insanlardan hem de kendi yazı deneyimimden yazım süreciyle ilgili epey şey öğrendim. Artık hikaye geliştirip senaryo yazarken bu kitaptaki aşamaları bire bir takip ettiğimi söyleyemem ama yine de her projenin başında mutlaka bu kitaba uğruyorum. Syd Field’ın bu kitabı, ince bir ipin üstünden karşıya geçmeye çalışan cambazın altındaki güvenlik ağını hatırlatıyor bana. Belki zaman içinde bacaklarımızın titrekliği azalmış ve vizyonumuz güçlenmiştir ama yine de her ihtimale karşı Syd Field’in orada olduğunu bilmek iyi gelir.

“Bir keresinde öyle bir kar yağdı ki…”

Natalie Goldberg’ten bahsedip bahsedip bir tane bile serbest yazma alıştırması paylaşmasam olmazdı. Serbest yazma yöntemi, uzun yıllar okulda yüksek not almak için yazmak durumunda kalmanın getirdiği tedirginliği üstümüzden atmak veya elimizi yazıya alıştırmak için oldukça etkili bir yöntem.

Bu alıştırmayı yapmak için daha önceden yaratıcı yazarlıkla ilgili herhangi bir eğitim almış olmanıza gerek yok. Eğer on beş dakikanız varsa hadi kağıt kaleminizi alın, beraber yapalım.

Evin rahat ettiğiniz bir köşesine geçin. Kağıdın en tepesine “Bir keresinde öyle bir kar yağdı ki…” yazın. Bu çıkış noktamız. Saatinizi on dakika sonrasına ayarlayın. Ve aklınıza gelenleri olduğu gibi yazmaya başlayın. Tek kural var, süre dolana kadar elinizi kaldırmadan yazmanız. Dilbilgisi veya noktalama işaretlerine takılmayın. Anlamlı bir bütün oluşturmaya da çalışmayın. Sadece yazın.

Continue reading ““Bir keresinde öyle bir kar yağdı ki…”” →

Blog at WordPress.com.

Up ↑